TÜRKİYE’DE CASUSLAR 1: Alman Casus MARİ

Türkiye'de casusluk, Aziz Nesin, Bedirhan Çınar

0
734

Bu yazı serisi, polis arşivlerinden faydalanılarak ye gerçek olaylara sadık kalınarak hazırlanmıştır.

22 yıl önceydi. Bir Temmuz günü Beyoğlu’nda, Taksim civarında mahiyeti anlaşılamayan garip bir olay cereyan etmiş, son derece şık giyinmiş genç bir kadın kaçırılmıştı.

Olay, akşamüzeri herkesin gözü önünde vuku bulmuş, temiz giyinmiş üç adam, genç bir kadının yolunu kestikten sonra, onu bir taksiye bindirerek hızla oradan uzaklaşmışlardı.

Bu olay hakkında ertesi gün gazetelerde bir şey çıkmadı. Zira o gece siyasi polise mensup bir memur, gazete idarehanelerini dolaşmış, Yazı işleri Müdürlerine kaçırma vakasının yayınlanmaması için alınmış olan neşir yasağı kararını bildirmişti.

Aradan bunca zaman geçti, Artık bugün yazılmasında hiçbir mahsur kalmamış olan bu olayın iç yüzünü sizlere açıklayacak ve meselenin mahiyetini izaha çalışacağız.

* * *

1941 yılının Mayıs ayı içinde Akdenizden gelip Galata rıhtımına yanaşan bir vapurun yolcuları arasında ana kız olduklarını söyleyen biri yaşlı, diğeri genç iki de kadın vardı. Yaşlısının adı Mari, genç, sarışın ve son derece güzel olanının Elefteriya idi.

Ellerindeki pasaportlara göre, ikisi de Yunan ye duldular. Genç kadının mesleği terzilikti, Elefteriya, İstanbul’a hem ziyaret, hem ticaret için gelmişti. Bir müddet istirahat ederek şehrin görülmeye değer yerlerini gezecek, sonra da İstanbul’un tanınmış terzileri ile konuşarak mesleki temaslar yapacaktı.

Ana kız, o sıralarda İstanbul’un en lüks ve en gözde oteli olan Tokatliyan’a yerleştiler. Birkaç gün sonra, genç ve güzel kadın, Richardson adında uzunca boylu, zayıf fakat sırım gibi vücutlu, oldukça yakışıklı, kırk yaşlarında olduğu tahmin edilebilen bir adamla gözükmeye başladı.

Taksimdeki apartmanlardan birinde pansiyoner olarak oturan Richardson, İstanbul’a Elefteriya’dan üç ay kadar önce gelmişti. Bir İngiliz pasaportuyla seyahat ediyor, tanışıp dostluk kurduğu kimselere, kendisini İsviçre’deki büyük bir ilaç fabrikasının Yakin Doğu Mümessili diye takdim ediyordu.

Son derece girişkin, sempatik bir adamdı. Kısa zamanda kendisine bir muhit yapmış, bir çok ahbap edinmişti. Dostlarının çoğunu genç ve güzel kadınlar teşkil ediyordu. BoI para harcamakta, şehrin maruf eğlence yerlerinde sık sık gözükmekteydi.

Richardsonla Elefteriya, hemen her gün denecek kadar sık buluşmaktaydılar. Gerçi bunu normal karşılamak lazımdı. Paralı, yakışıklı bir erkekle, genç, güzel ve dul bir kadının birbirleriyle düşüp kalkmasından daha tabii ne olabilirdi? Görünüşe göre aralarındaki münasebetin basit ve temiz bir arkadaşlık hududunu geçtiği de yoktu. Sadece baş başa vererek geziyor, bol bol konuşuyor, güzel manzaralı yerlerde poz poz resimler çekiyorlardı.

Böylece günler haftalar geçmiş, kadınla erkeği takip ye tarassut eden Siyasi Polis Teşkilatımıza mensup memurlar, onların şüpheyi celbedecek bir hareketlerini, gayritabii sayılacak bir durumlarını tespit edememişlerdi. Fakat buna rağmen takip işine devam ediyor, onları bir an olsun gözden uzak tutmamağa çalışıyorlardı.

Evet, bu genç ye güzel kadınla annesi ve Richardson adındaki yakışıklı adam, adım adım denecek şekilde takip edilmekteydiler. Sebep? Diyeceksiniz. Çünkü onların üçü de birer Nazi casusundan başka bir şey değildi de ondan.

Pasaportları, isimleri, tabiiyetleri, işleri, Mari ile Elefteriya’nin ana kız olmaları, hep yalan, hep sahteydi. Daha ilk günden, İstanbul’a ayak bastıkları anda bunların farkına varılmış ve Siyasi Polis Teşkilatımızın birkaç elemanı peşlerine takılıvermişlerdi.

İlk haftalar uslu akıllı durmuş elan Richardson, yavaştan yavaşa açık vermeğe başlamış, sonra da yaptıklarından kimsenin haberdar olmadığını sanarak işi azıtmağa başlamıştı. Güya Elefteriya ile âşıkane gezintiler yapıyormuş gibi, davranarak askeri bakımdan yasak bölge olarak kabul edilen yerlere sokulup resimler çekiyor, gene askeri makamlarca sır telakki olunan bazı hususlar hakkında malumat elde etmeğe çalışıyordu.

Bütün bunlar Mari, Elefteriya ve Richardson’un yakalanması ve tevkif olunması için kâfi birer sebepti. Fakat Emniyet mensupları sabırlı davranmayı, onları şimdilik kendi hallerinde bırakmayı daha münasip buluyorlardı. Zira Elefteriya ile annesi rolündeki kadının hakiki maksatları memleketimize niçin ve nasıl bir gaye ile gelmiş oldukları henüz katiyetle anlaşılmış değildi. Bunları öğrenmek ve ona göre davranmak lazımdı. Neticede fazla beklemeye lüzum kalmadı ye Elefteriya’nin niyeti anlaşıldı. Sahte terzinin maksadı aynı otelde, yani Tokatlıyan’da ikamet eden Türkiye’de vazifeli Amerikalı bir Albayın çantasındaki bazı mühim evrakı elde etmekti. İstanbul’a sırf bu iş için gelmişti. Mari ise ona yârdim edecek, Elefteriya’nin hareketlerini maskelemeye çalışacaktı.

YAZININ DEVAMI GÖRSELDE…

Paylaş

CEVAP VER