Genç Harita Subayı, çatlayacak gibi ağrımakta olan başını kaldırıp, parmakları arasındaki kalemi masanın üzerine bıraktı. Saatlerden beri fasılasız çalışıyor, önündeki haritayı bitirmeye uğraşıyordu.
Bir sigara yaktı. Sonra emir erine seslendi:
— Hüseyin
— Buyurun komutanım.
— Haydi aslanım bana şöyle şekeri bol tarafından okkalı bir kahve yap bakalım.
— Baş üstüne komutanım.
Emir eri odadan çıktıktan sonra genç Yüzbaşı koltuğunu pencere kenarına çekti. Buradan Boğaz tabak gibi görünüyordu. Uzaklara, biraz önce haritasını yapmakla olduğu yerlere zevkle baktı. Yorgunluğu geçer gibi olmuştu. İşte tam bu sırada kapının zili çaldı.
Yüzbaşı ilk defa aldırmayacak oldu. Fakat aklına Hüseyin’in mutfakta kahve pişirmekte olduğu geldi. Adamının huyunu bilirdi. Değil zil çalması, yer yerinden oynasa aldırış etmez, kahvenin köpüğü taşıverir diye cezvenin başından ayrılmazdı. Sigarasını fırlatıp pencereden aşağıya uçurduktan sonra gidip kapıyı açtı ve bundan dolayı da pişman almadı.
Karşısında Lokman Hekimin ye dediği nesnelerden biri duruyordu. Bu nesne 23 — 24 yaşlarında nefis bir sarışındı.
Harita Yüzbaşısı mesleki bir tecessüsle sarışını gözden geçirdi. Mükemmel… Hatlar, tepeler, virajlar, düz satıhlar… Hakikaten her şey pek mükemmel. Yüzbaşı topografya üzerindeki ihtisasını arttırmaya çalışırken sarışın dile geldi:
— Affedersiniz sizi rahatsız ettim.
— Estağfurullah, bir emriniz mi vardı?
— özür dilerim, ben karşınızdaki dairede oturuyorum. Başıma ani bir ağrı girdi. Bugün Pazar olduğu için eczane ve bakkal da kapalı. Sizi rahatsız etmek istemezdim ama baş ağrısı için bir ilacınız var mı?
— Aman Hanımefendi, bu işin rahatsızlığı olur mu hiç…
Buyurun içeri girmez misiniz? Sarışın girdi. Nazlanmağa lüzum görmemişti. Geçip biraz önce Yüzbaşının oturduğu koltuğa yerleşti. Bu esnada emir eri, kahveyi getirmişti. Yüzbaşı bunu kadına ikram, etti. Sonra da bir çekmeceden iki tablet çıkarıp sarışına verdi. Bilahare kendisini takdim etti:
— Müsaade ederseniz kendimi tanıtayım efendim. Madem kapı komşusuyuz!.. Bendeniz Harita Yüzbaşısı Necdet.
— Teşekkür ederim, benim de adım Aysel.
— Memnun oldum, galiba apartmana yeni taşındınız?
— On beş gün oluyor.
— Güzel, fakat ben sizi daha önce de görmüştüm. 4 – 5 gün kadar evvel şimdi hatırladım. Ben apartmandan çıkarken siz giriyordunuz. Zannedersem yanınızda pederiniz de vardı? Aysel sanki komik bir şey işitmiş gibi kıkırdayarak;
— Babam değil
— Kimdir?
— Kocam.
Yüzbaşı Necdet gülümsedi. Yaşı altmışı bulmuş ak saçlı bir koca ve fıkır fıkır yerinde duramayan bir kadın. Doğrusu böyle bir çiftle kapı karşı komşu olmak hoş bir şey olsa gerekti.
İstenilen bir ilaç vesilesiyle vuku bulan tanışma kısa zamanda bambaşka bir safhaya dökülmüş. Yüzbaşı Necdet’le Aysel Sevişmeğe başlamışlardı. Genç kadın:
— Senden ayrı geçen bir günü yaşanmış kabul etmem, diyor.
Yüzbaşı Necdet ise her an daha fazla bağlanıp sevdiği kadına kocasından ayrılıp kendisiyle evlenmesi teklifinde bulunuyordu.
Böylece aylar geçti. Aysel’in kocası ticaretle meşgul oluyor, sık sık Ankara, İzmit, Eskişehir veya Bursa’ya gidiyordu. Yaşlı adamın İstanbul’dan ayrılmasını müteakip genç kadın postu Yüzbaşının dairesine seriyor, ona unutulmaz, tadına doyulmaz aşk saatleri yaşatıyordu.
Aysel Necdet’le münasebet tesis ettikten sonra emir eri Hüseyin’i istememiş, onu evden uzaklaştırmıştı. Bunda da haksız değildi. Yabancı bir kimsenin evli bir kadının sırlarını bilmesi doğru olamazdı.
Bir Cuma günüydü. Yüzbaşı Necdet gece yarılarına kadar çalışmış, Boğazdaki müstahkem mevkilerden birinin haritasını yapmıştı. O çalışırken kocası Bursa’ya gitmiş bulunan Aysel bir divanın üzerinde uzanmış, yüzbaşıyı seyrediyordu.
Necdet sabahleyin mutattan daha erken kalktı. Uyanan Aysel’e
— Rahatsız olma sen dedi. Keyfine bak. Yalnız masama dokunma, Haritayı henüz bitiremedim akşama tamamlarım.
— Olur, sevgilim, geç kalma,
— Merak etme, kalmam. Gelirken bir şey ister misin?
— Hayır canım. İstediğim yalnız sensin. Yüzbaşı gitti ve bir saat sonra geri dönerek evinin kapısından içeriye yıldırım hızı ile girdi. Yalnız değildi. Yanında sivil giyinmiş iki genç adam daha vardı. Necdet’in çalışma masasında oturmakta olan Aysel telaşla ayağa kalkmak istedi. Fakat Yüzbaşı gülümseyerek:
— Zahmet etmeyin Aysel Hanım, dedi. Arkadaşlar yabancı değil. Siyasi Polisten. Nasıl haritanın kopyasını çekebildiniz mi? bari? Aşağı yukarı size bir saat vakit bıraktık.
Sivil gençlerden biri masaya yaklaştı. Sonra arkadaşına dönerek:
— Hanımefendi işini bitirip kopyayı çekmişler, dedi. Artık biz de işimizi yapsak… Haydi Aysel Hanım, giyinin de gidelim.
— Gidecek miyiz, nereye?
— Emniyet Müdürlüğüne tabii. Kocam diye tanıttığınız şefiniz ve diğer üç suç ortağınız da orada sizi bekliyorlar.
Bu hadise 1940 yılında 2 inci dünya savaşının en haraketli günlerinde cereyan etmişti. Yurdumuza daha önce göçmen namı altında Bulgaristan’dan gönderilmiş olan beş kişilik bir şebeke Bulgarlar adına casusluğa başlamış bulunuyorlardı.
Bunlardan şebeke şefi Ömer’le Aysel kendilerine karı koca süsü vererek Bebek’te, bir apartman da yalnız başına oturan Yüzbaşı Necdet’in bulunduğu binaya taşınmış onunla tanışın münasebet tesis etmişlerdi.
Maksat harita Yüzbaşısının sevgi ve itimadını kazanarak eve rahatça girmek ve Yüzbaşının çantasında bulunan veya evde yapılan mahrem haritaların künyesini çekmekti. Bunda da kendilerini muvaffak olmuş sayıyorlardı.
Hakikatte durum bambaşka idi. İlk 15 gün Yüzbaşının aklına bir şey gelmemiş, sonra vaziyetten şüphelenmeğe başlamıştı. Yaşlı koca… Genç kadın… Bir baş ağrısı bahanesi ve sonra çabucak kucağa atılan bir dilber. Bunlar hayra alamet şeyler değildi.
Durumu derhal Siyasi Polise bildirmiş ve Aysel’le kocam dediği ihtiyarın takibine geçilmişti. Bu arada Yüzbaşı kasten açıkta hiç bir değeri olmayan birkaç harita bırakmış ve Aysel de bunların hakiki harita diye kopyalarını çekerek suç ortaklarına vermişti.
Bütün bunlara rağmen Aysel serbest bırakıldı. Kendisine dokunulmadı. Gaye suç ortakları da ortaya çıkarmak ve kimlerle temas halinde olduğunu öğrenmekti. Ancak bütün bunlar tespit edildikten sonradır ki Aysel’le suç ortakları yakalandı ve kendileri Askeri Mahkemeye verildi…
Duruşmaları sonunda hepsi de idama mahkûm edildiler. Şebeke reisi yaşlı olduğu için cezası müebbet hapse çevrildi. Diğerleri ise… Bir manga askerin silahlarından çıkan kurşunlar onların cezasını vermiş oldu ve bu surette bir casusluk olayının dosyası kapatıldı.
HAFTAYA İSTANBUL’DA YAKALANAN YUNAN CASUSLARI